solsmash evet, gerçekten de elin gavuru mars'ta çocuğunu vaftiz edecek hale gelmişken, biz hala "tanrı mı yoksa allah mı?" sorunsalcığı ile uğraşmaktayız. "din" gibi konuşmaya bile değmeyecek bir olgu için bunları yazacağım lakin, "tanrı döğöl allah bökörö" diye orda burda din dersi veren ebleh dimağlara hususi olarak belirtmek isterim ki; cehalet ürünü söylemlerin içerisinde en yaygın olanı, "tanrı adını kullanan kafirdir; tanrı adını kullanmak günahtır." söylemidir. "allah"a "tanrı/tengri" diyenden ziyade, bu saçma sapan argüman ile çıkışan, içkisiz sarhoş olan sığ beyinlerin daha fazla günaha girdiğini biliyor muydunuz? tam tabiriyle, "türklere islam'ı öğreten bilge" olarak tanıdığımız hoca ahmet yesevi, divan-ı hikmet'te yer alan 12 şiirinde, defalarca "tanrı" adını kullanmıştır. böyle büyük bir din adamı bile, cahillerin, "tanrı adını kullanan kafirdir." safsatasından nasipleniyor. işin üzücü tarafı, bugün hoca ahmet yesevi'yi tanıyan kişiler de bu söyleme kanmış ve pir-i türkistan için bilmeden kafir iftirasını etmiştir. işte davasına, milletine zarar veren ve insanları günaha sokan cahillerin zararının boyutu, bu kadarıyla bile -kanımca- korkutucudur. kimileri, hoca ahmet yesevi'nin tanrı adını kullanmasını, islam'a yeni geçtiğimiz dönemlerin alışkanlığı olarak nitelendirebiliyor. bunu kabul edemeyiz; çünkü kanuni zamanında yaşamış olan edirneli nazmi'nin, "divan- türki-i basit" adlı eserinde de tanrı adını kullandığını görüyoruz. ee, hoca ahmet yesevi'nin bu günahı işlediğini söyleyip de, o günahtan örnek vermemek olmaz; "tengri teala sözin, resulullah sünnetin, inanmağan ümmetin, ümmet demes muhammed." pekii, tanrı adını yalnızca pir-i türkistan ya da edirneli nazmi mi kullanmıştır? yusuf has hacip, hepimizin bildiği "kutadgu bilig" adlı eserinde, "tengri ezze ve celle ögdilsin ayur." diye başlar. "türklerin tarihi" * ile "moğolların tarihi" adlı eserleri yazan ebul gazi bahadır han da, "tengri teala" adını sık sık kullanmıştır. ha unutmadan, edirneli nazmi üstadın kullandığı dörtlük de şöyledir; "kutluluğla geldiğince her uruc, her müselman şen olup dutar uruc. ol ki gerçekten müselman olmaya, tengri saglasun, o her gün yer uruc." ne kadar harika değil mi? kaşgarlı mahmut da, "divan-ı lügati't türk" adlı eserinde, "tengri" adının anlamını 3 şekilde açıklamıştır: "ilki; müslüman türklerin taptığı, "ilah" ya da "allah", ikincisi; müslüman olmayan türklerin, "gök tanrı"sı, üçüncüsü; somut ve soyut görünen her nesnenin, her varlığın adı." kısa örneklerle de tanrı ya da "tengri teala" adının islam sonrasında yetişmiş türk büyükleri tarafından da kullanıldığını belirttim. çünkü bu kadarının bile yeterli olabileceğini düşünüyorum. şimdi necip fazıl üstadın "allah tanrı'nın belasını versin." şeklindeki sözü aklıma geldi de, pek de üstat değilmiş anlaşılan. demem o ki; bir "tanrı"nız var ise, "tanrı"yı kullanın. biz arap değiliz. omü sözlük'teki allah yerine tanrı demek ile ilgili bütün yazılar.